KAYITLAR  |  DEFTERE YAZ
Gönderen:
Recep İŞLEYİCİ

Yer:
İstanbul

Tarih:
08 Eylül 2010, Çarşamba
12:27

Alıntı Yap: Recep İŞLEYİCİ

Tüm Hemşerilerimizin Ramazan Bayramını Tebrik eder,Bu bayramların hayırlara vesile olmasını Yüce Allah(cc)'dan niyaz ederim....
Yukarı Mail: recep_isleyici@hotmail.com  Web:        
 
Gönderen:
Gıyasettin GÜNEŞ

Yer:
Kocaeli

Tarih:
06 Eylül 2010, Pazartesi
13:00

Alıntı Yap: Gıyasettin GÜNEŞ

Derneklerimiz kısmında 2000 yılında Kocaeli'nin Gebze İlçesinde kurulan ve halen faaliyetlerine devam eden Gebze Narmanlılar Derneği neden yok. Eklenirse sevinirim.
Yukarı Mail: ggunes75@hotmail.com  Web:        
 
Gönderen:
Abdulkadir DÜZGÜN

Yer:
Diğer

Tarih:
06 Eylül 2010, Pazartesi
11:10

Alıntı Yap: Abdulkadir DÜZGÜN

Kuran'ın nazil olduğu binaydan daha hayırlı bu gecenin ve Yaklaşan Mübarek Ramazan Bayramının siz değerli hemşehrilerime,ülkemize ve bütün islam alemine hayır,bereket ve huzur getirmesini Cenabı ALLAH'tan diliyor,Kadir Gecenizi ve Ramazan Bayramınızı şimdiden Tebrik ediyorum.
Abdulkadir DÜZGÜN
Em.Milli Eğit.Müfettişi
Yukarı Mail: abdulkadirduzgun@hotmail.com  Web:        
 
Gönderen:
ibrahim Demir

Yer:
Bursa

Tarih:
04 Eylül 2010, Cumartesi
14:24

Alıntı Yap: ibrahim Demir

Narman Tuzla mahallesi halkından Osman,Aslan,Orhan ve Turan Verim'in Anneleri sevgili Fikriye ablanın vefatı beni çok üzmüştür.Merhumeye allahtan rahmet,eş dost ve yakınlarına baş sağlığı dilerim..(Emogilin mahmut Dayının eşi)
Yukarı Mail: ibodemir65@hotmail.com  Web:        
 
Gönderen:
merve

Yer:
Diğer

Tarih:
28 Ağustos 2010, Cumartesi
11:54

Alıntı Yap: merve

sitenizi ve çok beğendim başarılar dilerim..
Yukarı   Web: www.cizgifilmoyunlarim.com       
 
Gönderen:
HÜSEYİN YAVUZ

Yer:
Erzurum

Tarih:
24 Ağustos 2010, Salı
21:44

Alıntı Yap: HÜSEYİN YAVUZ

KULÜBÜMÜZE HER TÜRLÜ MADDİ VE MANEVİ DESTEĞİ ESİRGEMEYEN, DAR GÜNLERİN İYİLİK MELEĞİ SAYIN BURHANETTİN ESER'E YAPMIŞ OLDUĞU YARDIMLARDAN DOLAYI KENDİLERİNE TEŞEKKÜR EDER,GÖREVİNDE BAŞARILAR DİLERİZ.NARMANSPOR KULÜBÜ
Yukarı   Web:        
 
Gönderen:
Hüseyin YAVUZ

Yer:
Erzurum

Tarih:
24 Ağustos 2010, Salı
21:34

Alıntı Yap: Hüseyin YAVUZ

Gençlik yıllarında NARMANSPOR'da aktif futbol oynayan daha sonraki yıllarda kamu hizmeti görevinde bulunan değerli arkadaşım Sayın Ümit SEVER'in Spora ve Narman gençliğine yapmış olduğu büyük katkıdan dolayı kendilerine teşekkürlerimizi sunar;Erzurumda oynanacak alan 2010-2011 sezonu I.Amatör Futbol maçlarında kullanılacak spor malzemelerin önemli bir bölümünü karşılayan ,duyarlı bir davranış sergileyen ve diğer spor severlere örnek olan arkadaşıma şahsım ve Narmanspor Başkanlığı adına kendilerine tekrar teşekkür eder görevinde başarılar dilerim.Hüseyin YAVUZ Narmanspor Başkanı
Yukarı Mail: Hmy-1969@hotmail.com  Web:        
 
Gönderen:
HÜSEYiN SAHAN

Yer:
Diğer

Tarih:
17 Ağustos 2010, Salı
17:39

Alıntı Yap: HÜSEYiN SAHAN

............Gençlik nereye gidiyor .................

"Ey genç adam! bu düstur sana emanet olsun/ Ötelerden habersiz nizama lanet olsun." Üstad Necip Fazılın mısraları çınlıyor kulaklarımızda.
Son zamanlarda yaşananlara baktığımızda gençliğin bilinmeyen eller tarafından "ötelerden habersiz" bir nizam üzere inşa edildiğini görüyoruz.
Kahrolmamak elde değil...
Olayların seyri gösteriyor ki bu neslin evlatları kendi elleri ile kendi sonlarını hazırlar oldu. Ahlâk ve maneviyattan uzak, özendirilmiş çarpık hayatlar üzere yetişiyor gençler.
Her geçen gün artan ifsad ve sapkınlığın önünde, suda sürüklenen saman misali akıp gidiyor gençliğimiz
Bizler ise gözümüzün önünde cereyan eden bu hadiseye dur diyemiyor yada hep susturuluyor, konuşturulmuyoruz.
Oysa böyle mi korunacaktı mukaddes emanet?
Çanakkale´de şehit olanlar 18lik delikanlılar değil mi idi?
21. yüzyıl fitnesi bu kadar kolay yıkmamalı yeni bir dünyayı kuracak nesli.
Tüm dünyaya örnek olmuş bir ecdadın torunları bugün maalesef içki, kumar, uyuşturucu, kapkaç kıskacında can çekişiyor.
Altın nesilden teneke nesile
Böyle bir neslinin evlatlarının bu gün içine düştükleri hal gerçekten yürekler dağlayacak bir hale gelmiştir.
Sefer sırasında bahçesinden geçmek zorunda kaldıkları bahçe sahibinin hakkına girmemek için ağaçlara kese ile altın takan Yavuz´un askerleri bu gün mateessüf, insanları gasp eder hale geldi.
O nesilin gençlerini sevinç ile karşılayan halk, bugünkü gençlikten korkar ve sokakta yürüyemez oldu.
Peki ne oldu da o noktadan buraya gelindi?
Bu sorunun cevabının maneviyatsızlık olduğu düşünülemez mi?
İçi boşaltılmış şuursuz nesil kimlerin eseri?
İnsanda fıtraten olması gereken bir takım değerler vardır. Hakkı söylemek, merhamet etmek, vicdan sahibi olmak, adil olmak gibi
Lakin yaşananlar gösteriyor ki şimdiki toplum bahsettiğimiz erdemleri kaybetmiş, ya da birileri kaybettirmiş.
Tahrip etmiş, ayarı ile oynamış ve işlemez hale getirmiş. Bazı eller bu ülke evlatlarının mayasını bozarken bir çoğu da bunlara alkış tutmuş.
Modernizm, çağdaşlık gibi ne idüğü belli olmayan içi boş ve manasız kavramlar peşinde koşturulan gençlik sonunda ne istediğini bilmeyen, maymun iştahlı ve şahsiyetsiz bir hal almış.
Bahsettiğimiz erdemlerin tutunma noktasıdır şahsiyet... Tam merkezde, imanın içinde imanla kendini bulan insanın asıl ve asli kimliğidir.
Eğer o olmazsa diğerleri koskocaman bir sıfırdır.
Eğer o olmazsa kötülüklerin önünde duracak kimse yok demektir ne vicdan işler o vakit nede merhamet
Gelinen nokta da bu durumun ispatı için yeterli değil mi?
Bütün bu yaşanan ürkütücü tablonun tek bir sebebi vardır; o da şek ve şüphesiz maneviyatsızlıktır.
Yüzde 99unun Müslüman olduğu iddia edilen bu ülkede çocuklar on iki yaşından önce din eğitimi alamazken ve okullarda verilen din dersleri zaten yetersiz iken bu dersler hala birilerini rahatsız ediyorsa başka ne beklenebilirdi ki?
Nasıl susuz kalan ağaç kurursa maneviyatsız gençte adeta kurur ve dünyaya niçin gönderildiğini unutur.
Toplumun en hareketli ve dinamik yapısı olan gençlik hedef kitle olmasından ve kolay yönlendirilmesinden dolayı her türlü manipülasyona açıktır.
Maalesef bugün gençler Modernizm diye yutturulan yoz ve boş bir yaşam tarzı girdabında öğütülmektedir.

Son söz olarak
Mahkeme-i Kübrada Gençliğini nerede harcadın? sorusuna en güzel şekilde cevap verebilmek için Üstad Bediüzzamanın şu sözü ne kadar yerindedir:
"En hayırlı genç odur ki ihtiyar gibi ölümü düşünüp ahiretine çalışarak gençlik hevesatına esir olmayıp gaflette boğulmayandır."
Üstad Necip Fazıl örtüler içinden çıkıp, Batı taklitçiliğiyle açılıp saçılan ve içki içip hayvanca bağırmayı modernlik davası olarak algılayan gençlere şöyle diyordu:
"Eğer dava sizin elli yılda aldığınız hızı devam ettirmekse yarım asır sonra torunlarınız ya önlerine bir yaprak bile takmadan gezecekler yahut yüreklerine bir utanç yıldırımı düşecek de ışık sızmaz çuvallar içine girecekler.
Yukarı   Web:        
 
Gönderen:
HÜSEYiN SAHAN

Yer:
Diğer

Tarih:
17 Ağustos 2010, Salı
17:38

Alıntı Yap: HÜSEYiN SAHAN

..............TÜRK OLMAK..........

Aslında cok şeydir, Türk olmak. Türk olmak, Osmanlı'nın borcunu ödemektir. Kosova'da ve Bosna'da, Batı Trakya'da ve Makedonya'da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.

... Türk olmak Kıbrıs'ta, Hocalı'da, Anadolu'da ve Balkanlar'da soykırıma uğrayıp karşılığında yapmadığın soykırımla suçlanmaktır. Türk olmak vatanına, milletine, tarihine sahip çıktığında… Türk olmak demokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sövdüğünde… Türk olmak lisanının Avrupa'da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini ve derdini anlatamamaktır. Avrupa'da hor görülmek

...Türk olmaktır, ataların bir çok asır önce Viyana'yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir tabii ki sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana'yı yakmadığın için. Türk olmak Selanik'te Pontus Anıtı'nın, Viyana'da çiğnenen yeniçeri minberinin ve Malta'da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.

... Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir. Üç kıtadan dönüp, bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir. Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır, aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da

...Türk olmaktır. Arabaya koşulan ilk atın vatanında, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta, yazının bulunduğu, paranın icat edildiği her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta, kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.

... Türk olmak; Truva'dan bu yana, Sümer'den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda, bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen, bir haftalık hafıza ile yaşamaktır. Doğu Roma'yı DA Batı Roma'yı DA yıkıp, yeni Roma olan AB'ye girmeye çalışmaktır Türk olmak.

... Türk olmak, Mostar'da köprüdür, Kerkük'te kaledir, İstanbul'da Kızkulesi'dir, Anadolu'da buğdaydır, Çukurova'da pamuktur, Ege'de tütün, Karadeniz'de fındık, Trakya'da ayçiçeğidir.

... Türk olmak Çanakkale'de ölmektir. Çanakkale'de ölmeden önce düşmana su vermektir, onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır. Düşmanın ardından rahmet okumak, kanlısından helallik almaktır. Sabahları odana rahmet dolsun diye, camı açmaktır. Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir. Balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır. Yağmura rahmet, Kara bereket diye bakmaktır.

... Türk olmak, harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip, tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile, paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen, yedi düvele meydan okumaktır.

... Türk olmak askere davul-zurna ile uğurlanmaktır, belki de dönmeyeceğini bilerek. Türk olmak, annenin şehit oğlunun ardından 'Bir oğlum daha olsun, onu da vatan için göndereceğim.' demesidir. Babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken 'Vatan sağ olsun!' demesidir. Türk olmak

... Türk olmak, ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir. Aynı nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır. Göz hakkına, diş kirasına saygıdır.
...
Türk olmak. Evindeki bir kap aşın yarısını tanrı misafirine vermektir. Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır
Türk olmak.

... Türk olmak, milli maçta ağlamaktır. aşkını ölesiye sevmektir. Aşkı için ölmektir, öldürmektir. Sevdiceğinin elini bir kez tutamadan, toprağa girmektir. En güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir. Eşkiyaya türkü yakmaktır,

... Türk olmak. Milletine sövmektir, ama başkasına sövdürmemektir, Türk olmak.

... Türk olmak Yunus'u bilmektir, Aşık Veysel'i sevmektir. Mevlana'yı, Hacı Bektaş-ı Veli'yi ve Hoca Yesevî -tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır.

...Türk olmak ALLAHA inanmak onun ipine simsiki sarilmaktir.Peygamberin yolundan gitmektir.

...Türk olmak kimseyi kirmamak kimseyi üzmemektir.kimseyi kücük görmemektir.

...Türk olmak.AMENTÜYE iman etmektir.geregini yapmaktir.TÜRK OLMAK ISTE BUDUR.
Yukarı   Web:        
 
Gönderen:
emrullah

Yer:
Bursa

Tarih:
13 Ağustos 2010, Cuma
15:19

Alıntı Yap: emrullah

                                    ÖZ ELEŞTİRİ

     Siyasetin ve mevsimin hareretin den biraz uzaklaşıp Ramazan ayının ulvi havasını teneffüs ederek kendimizi biraz siga ya(sorguya) çekelim istedim.
      İnsanların nefislerini aşarak kardeşlik duygularının yaşanması gereken günlerdeyiz. Ancak bunca ibadete bunca inananmış insanlara rağmen neden   bunca haksızlıklar,bunca yolsuzluklar bunca sevgisizlikler yakamızı bırakmaz.Gün geçtikçe eski dostlukları samimiyetleri ararız.
      İnanmışlığımızdaki samimiyetimiz mi kayboluyor.Amacım sizlerinde katkıları ile bunları sorgulamak ,eksiklerimizi bulmak çözüm üretmek.Bilenleri konuşturmak…İşte iki örnek.
        Bilge kişi şöyle der;İtikadı var,ibadeti var ama imanı yok.İmanı olmadığı için de ahlakı yok.İtikatı ve ibadeti imansızlığını ve ahlaksızlığını örter.
       Hatta bakın 1865-1914 yıllarında yaşamış Filibeli Ahmet Hilmi ,Tarihi -İslam adlı eserinde,Türklerin ibadet anlayışını nasıl ifade etmiş.
        “Türkler gayri mükemmel namaz kılan bir kavimdir.Fakat onların ibadetlerinde kelimenin yüce manası ile çok din aranmamalıdır.Türkiye de namaz günlük vazifelerdendir.Kendiliğinden anlaşılır ki,bu vazife elbise giymek,işini yapmak,yemek yemek, ve uyumak gibi yerine getirilir.Eskiden beri alışılmış bir adet gibidir.Ne halde bulunulursa bulunsun ve hal ne kadar elverişsiz olursa olsun namaz kılınır.Bir şahıs az nazik bir hikaye anlatır.O sırada müezzin ezan okumaya başlar.Hikaye yi anlatan hikayeyi keser,namazını kılar.sonra hikayesini kaldığı yerden devam eder.Bir tüccar yalan söyler,aldatır,sonra namaz kılar.Sonra yalan söylemeye ve insanları kandırmaya devam eder.Bir kral vahşice bazı zulümler veya cinayet için emirler vermekle meşgulken ezan okunduğunu işitir,gayet huzurla seccadesini yayar ,sakalını sıvazlar,rahat olduğu kadar muhteşem bir eda ile namazına başlar.Namaz kıldıktan sonra zalimane talimatını vermeye devam eder.Çünkü namazı ile vicdanını hiçbir alakası yoktur. Ve hiç kimsede hayret edilecek bir şey görmez.,hiç kimse bundan arlanmaz,herkes kılınması gereken zamanlarda namazını kılar ve bununla her şey olmuş bitmiş olur”der.
        Yukarıda verilen iki örneğe elbetteki itirazlar olacaktır.Bu örnekler şahıslara yönelik olmakla beraber genel anlayışı ifşa eder.Biraz çevremize dönüp bakacak olursak bunlardan nicesini mutlak göreceğiz.
        Dileğimiz inanç ve ibadetlerimizin bir bütünlük içerisinde olması bunu hayata yansımasıdır.Ramazanınız hayırlara vesile olsun.
               E.KARAAVCI/bursa
Yukarı Mail: devre_7@hotmail.com  Web:        
 

Toplam Kayıt Sayısı: 628 Toplam Sayfa Sayısı: 63
1. 2. 3. 4. 5. . . . 61. 62. 63. [»] [»»] 
© NARMAN