|
YÜZÜNE SENİN
SANA LAZIM OLMAYANI KONUŞMA HATIRI BULUNMAZ YÜZÜNE SENİN OLUR OLMAZ YERDE SIRRINI AÇMA ELOĞLU SEYREDER TOZUNA SENİN GURURLA KİBİRLE ALINMAZ SONUÇ NEFSE ESİR OLMA VİCDANAN DANIŞ BİLMİYORSAN ÖĞREN BİLİYORSAN KONUŞ DÜNYA KULAK VERSİN SÖZÜNE SENİN OLUR BE TORUNİ GAM YEME OLUR ÖMÜR GEÇİCİDİR HAYAT KAYBOLUR DUVARDA ASILI BİR RESMİN KALIR GELEN GEÇEN BAKAR POZUNA SENİN |
DUMAN ÜSTÜNDE Yine bahar geldi söküldü dağlar Gezer koyun kuzu çimen üstünde Yaylalar al giyer benzer geline Karşiki dağlar duman üstünde Bulut gürler sesi bağrım deliyor Aşağıya rahmetini eliyor Koyun doğmuş kuzusuna meliyor Süt sağıyor kaşı keman üstünde Tabiattır Toruninin merağı Baharda bezetir bahçeyi bağı Bekçisidir sele vermez toprağı Hazine yatıyor orman üstünde |
AKŞAM OLDU Birgün sabah ile erken Yoruldum yola giderken Sadık dostum görim derken Güneş battı akşam oldu. Kır çiçekler elvan elvan Görse dayanmaz hiçbir can Dolaşırken oyan buyan Güneş battı akşam oldu. Ela gözlü, sürmeli kaş Ak yanağa dökülmüş yaş Gölgeye girdi ablak taş Güneş battı akşam oldu. Bir yanım gül bir yanım diken Gurbettir ömrümü söken Toruni saz çalım derken Güneş battı akşam oldu. |
|
ALMANYA AĞITI
Döndük Almanyadan sılaya doğru, Dağlara sis çöktü, boran ağladı. Neşeli neşeli çıktık asvalta, Acı korna çaldı, süren ağladı. Rüyada gördük korku çöktü yüreğe, Bir soğukluk geldi kola, bileğe. Arabadan kaçıp çarptık direğe, Motor kederlendi, fren ağladı. Döndü cenazemiz Gümüşhane'ye, Varın gidin haber verin Suna'ya. Saat Onda teslim olduk haneye, Bahçeli sızladı, Şiran ağladı. Şerafeddin, Selahattin dediler, Fehime'nin sesi dağları deler. Hüsameddin, Sinan yetim yavrular, Başucunda boyun buran ağladı. Der Toruni kederliyiz bu sıra, Başınız sağolsun der komşulara İki dağ devrilip girdi mezara, Üzerinde talkın veren ağladı. |
SILADAN BİR HABER
Sıladan bir haber aldım gel diye Yazmış bir pusula yar sabahınan. Gözyaşıyla sitem etmiş bil diye Okudum nameyi zor sabahınan. Yüzü gülmez gurbet kahrını çeken Yastığı taş olur yorganı diken Yatarken uykudan uyandım erken Yağmaya başlamış kar sabahınan. Ayrılık ölümden acıdır acı Başvurdum tabibe yokmuş ilacı Sana ricam budur canım postacı Götür mektubumu ver sabahınan Kime sorsam gurbet elden dert yanar Oturup ağlasam el deli sanar Gökte uçan kuşlar sahile iner Söyleşir bülbüller gör sabahınan. Nusret Toruni'yim dert benden bile Her ne yana gitsem çekerim çile Dökülen yağmura savrulan yele Yaralı gönlümü sor sabahınan. |
SÖYLE GELMESİN
Al rüzigar sana var müracaatım Tez götür canana söyle gelmesin. Yıllar boyu ben aşkına muhtacım Sevdiğim sultana söyle gelmesin. Ruhumdan doğuyor bendeki acı, Olmuşum dünyada aşkın muhtacı Bu tür yaraların olmaz ilacı Zülfü perişana söyle gelmesin Ecel beni bir köşede aralar Talihimin defterini karalar Ciğerimde fiske fiske yaralar Benzedi çıbana söyle gelmesin. Akıl ermez onun sır esrarına Yaktı kül eyledi aşkın narına Çevirdi çağımı güz aylarına Oldum piri fani söyle gelmesin. Der Nusret Toruni, paslandı teller Durum hikâye bu bizdeki haller Açıldı kapılar, göründü yollar Döndü kabristana söyle gelmesin. |
|
DEĞİŞMEM
Her yönüyle güzel ana vatanım Güzelliğin hiçbir cana değişmem. Kemiğim, iliğim, damarda kanım Tahdigana, Hindistan değişmem. Cennete mi saldın meskenin yerin Yüksektir dağların, eksilmez karın Yemyeşil yaylalar, serin suların Yüz Fransa, bin Almana değişmem. Türk kadını nur bağlamış yüzlerin Ahu bakışların, şirin sözlerin Selvi boylu gelinlerin, kızların Irak, İran, Gürcistana değişmem. Toruni yaşarken anlatır çağın Minel iman hübbül vatan ocağın Gökyüzünde dalgalanan bayrağın Şöhretini tüm cihana değişmem. |
KIR ÇİÇEKLERİ
Bir bahar ayında yeşil yamaçta Name yazıyordu kır çiçekleri. Beyaz tül giyinmiş elvan nakışta Seyretmeye değer gör çiçekleri. Göğsünde çimeni, başında fesi Rüzgârının konuşurdu hepisi Her insanı Mecnun eder kokusu Sual et Leyladan sor çiçekleri. Bulutlar yağmuru yağmada idi Ufuk karanlığı boğmada idi Güneş dağ burcundan doğmada idi Durmadan çilerdi yar çiçekleri. Gayet endazeli, açılmış lale Nergis yaprakları ermiş kemale Sordu âşık mısın, dedim bir güle Dedi uzat elin der çiçekleri. Nusret Toruniyi yaktı çiçekler Sanki Yusuf, Zelha kapısın bekler Hayalimden gitmez o güzellikler Gönlümde dopdolu var çiçekleri. |
HALİNDEN SENİN
Yalan dünya sana daha inanmam Bir şey anlamadım halinden senin Sen de yaşayana vermedin murat Her kim geçti ise belinden senin Genç yaşımda pırıl pırıl parlattın Çektin kemendine koştun zorlattın Büyüttün besledin ihtiyarlattın Ruhum daralıyor felinden senin Işıksın benzersin karanlık hana Ettin Toruniyi deli divane Sende yaşayanı aldın altına Kimse kurtulmaz elinden senin |