SÜMMANİNİ ETKİSİ(1) 

 

        11. Yüzyıl Ozan-Bahşi kültürünün bir devamı olan Aşık tarzı şiir geleneği , halkın gözü kulağı olmuştur.Halk olayları ve özellikle okuma yazma oranının düştüğü köylerde aşıklara verilen önem daha da artmıştır Aşıkların çoğunluğunun da köylü olması bu yüzdendir. Seyahat şartlarının zorluğu yazılı kültürün köylere ulaşmaması dan dolayı bu şartların altında yaşayan insanların ilgileri, yüreğindeki sevgi ile dağları, ovaları , nehirleri gözlerinde küçültüp diyar diyar gezen bu aşıklardan havadis öğüt almalarına yönelmesi elbette ki doğaldır. Aşık her şeyden önce halk için habercidir. Aşığın duyguları ve hisleri onlar için ikinci plandadır. Aşık ise bilgi ve duygularını aynı teknede yoğurarak sunar Her zaman dertli olan aşığın derdi aynı zamanda halkında derdidir.

     Aşıklığın bu kadar önemli olduğu halk kültründe yerini alan Sümmani, sanatını yaşadığı dönemde geniş halk kitlelerine yaymış ve halk üzerinde büyük bir etki bırakmıştır. Sümmani'nin didaktik ve nasihat telkin eden şiirleri, halk tarafından büyük ilgi görmüştür. Şiirlerinin büyük bir çoğunluğunun nasihat ve öğüt içerikli olması halkın arasında daha fazla tutulmasına sebep olmuştur Yağmurdereli bu konuda şöyle demektedir;" Bu bakımdan Sümmani tam bir filozoftur. Ziya paşanın darb-ı mesel haline gelen mısraları gibi, onunda halk arasında bu kıymetini muhafaza eden pek cok koşmaları vardır. Sümmani her şeyden habersiz koyu bir cehaletin derinliklerine yuvarlanmış hemşerilerine şiirlerine mevzu yaptığı iyi ahlak, mertlik ve fedakar olmak gibi fazilet esasları öğretmeyi kendine bir borç bilir." Sümmani öğütlerinde genellikle ahlak, insanlarla ilişki ve aile kavramları üzerinde hassasiyetle durmuştur.

Evla düşse babasının gözünden
Değil Hüda razı, berhudar olmaz
Asilzadelikle kendini kurma
Mezar taşı ile iftihar olunmaz 

Dinle Sümmani'yi düşme tuzağa
Engine açılma çekil kenara
Aferinle varıp batma batağa
Adımını doğru at işen sahip ol 

         

     Gönlündeki sevda ateşiyle kendine gurbeti sıla bilerek diyar diyar gezen Sümmaninin hasret gurbet yalnızlık kokan şiirleri, Halk Edebiyatı'nda en güzel gurbet şiirleri olarak anılmasını sağlamıştır. Sanat gücünün de üstün olduğu bu şiirler, yanık gönüllerden türkü, nağme olup çıkmıştır.

Gurbet elde bir hal geldi başıma 
Kadir mevlam nasip eyle sılayı
Koymaz felek koymaz gidem eşime
Kadir mevlam nasip eyle sılayı
      

Gibi buna benzer birçok şiiri bestelenerek halk türküleri arasında baş köşede yerini almıştır. Günüümüzde beğeni ile dinlenen şiirlerinin başında;

Der sümmani yarap gönlüm hoş eyle
Ya sabır ver ya bağrımı taş eyle
Ya bir çift kanat ver ya bir kuş eyle
Tez yetişem dost bağında talan var

Şiiri olmak üzere bir çok şiiri günümüz sanatçıları tarafından söylenmektedir. Halk aşıkları arasında sümmani'ye has bir makam olan "Sümmani ağzı" ise halen canlılığını sürdürmektedir. Aşık edebiyatının en önemli şiir türlerinden ' Destanlar zamanın önemli olaylarını yansıtması bakımından önemlidir. Tarih sayfalarına girmeyen önemli olayların aşıklar tarafından gündeme getirilerek şiirleştirilmesi bu tür olayların gündemden kalkmasını engellemiştir. Aşıklarında ustalıklarının bu türde daha şairane tarzda göstermeleri, o ilk heyecanı yansıtmalarını bakımından önemlidir. Mesela Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, yukarıda da ifadelerini verdiğimiz gibi Sümmaniyi Tortum depremi için söylediği destanından tanımıştır.        

Kaza-ı Tortum'da oldu vukuat
Gören gözler düştü ah u figan
Bin üçyüz dokuzda ettik rivayet
Bunu destan ettik saldık her yana

Yine Sümmaninin Şekerli köyünde düğün esnasında düğün evinin çökmesiyle yüze yakın kişinin ölümü üzerine söylediği destanla o olay hakkında geniş malumatımız olmuştur.

Bu bir tevarihtir bu sır aşikar
Bozuldu mutfaklar oldu tarumar
Sümmani bir destan kıldı yadigar
Üçyüz dokuz bu destana yetiştim

Bunların dışında diğer tür destanlarında da Sümmani gezip gördüğü şehirleri destan haline getirmiş geniş olarak tanıtmıştır. D

 

 
 
     

(1)Abdulkadir ERKAL Narman dergisinin birinci sayısında ki yazısından alıntı yapılmıştır