|
11. Yüzyıl Ozan-Bahşi kültürünün bir devamı olan Aşık tarzı şiir
geleneği , halkın gözü kulağı olmuştur.Halk olayları ve özellikle okuma
yazma oranının düştüğü köylerde aşıklara verilen önem daha da artmıştır
Aşıkların çoğunluğunun da köylü olması bu yüzdendir. Seyahat şartlarının
zorluğu yazılı kültürün köylere ulaşmaması dan dolayı bu şartların
altında yaşayan insanların ilgileri, yüreğindeki sevgi ile dağları,
ovaları , nehirleri gözlerinde küçültüp diyar diyar gezen bu aşıklardan
havadis öğüt almalarına yönelmesi elbette ki doğaldır. Aşık her şeyden
önce halk için habercidir. Aşığın duyguları ve hisleri onlar için ikinci
plandadır. Aşık ise bilgi ve duygularını aynı teknede yoğurarak sunar
Her zaman dertli olan aşığın derdi aynı zamanda halkında derdidir.
Aşıklığın bu kadar önemli olduğu halk kültründe yerini alan Sümmani,
sanatını yaşadığı dönemde geniş halk kitlelerine yaymış ve halk üzerinde
büyük bir etki bırakmıştır. Sümmani'nin didaktik ve nasihat telkin eden
şiirleri, halk tarafından büyük ilgi görmüştür. Şiirlerinin büyük bir
çoğunluğunun nasihat ve öğüt içerikli olması halkın arasında daha fazla
tutulmasına sebep olmuştur Yağmurdereli bu konuda şöyle demektedir;" Bu
bakımdan Sümmani tam bir filozoftur. Ziya paşanın darb-ı mesel haline
gelen mısraları gibi, onunda halk arasında bu kıymetini muhafaza eden
pek cok koşmaları vardır. Sümmani her şeyden habersiz koyu bir cehaletin
derinliklerine yuvarlanmış hemşerilerine şiirlerine mevzu yaptığı iyi
ahlak, mertlik ve fedakar olmak gibi fazilet esasları öğretmeyi kendine
bir borç bilir." Sümmani öğütlerinde genellikle ahlak, insanlarla ilişki
ve aile kavramları üzerinde hassasiyetle durmuştur.
Evla
düşse babasının gözünden
Değil Hüda razı, berhudar olmaz
Asilzadelikle kendini kurma
Mezar taşı ile iftihar olunmaz
Dinle Sümmani'yi düşme tuzağa
Engine açılma çekil kenara
Aferinle varıp batma batağa
Adımını doğru at işen sahip ol
Gönlündeki sevda ateşiyle kendine
gurbeti sıla bilerek diyar diyar gezen Sümmaninin hasret gurbet
yalnızlık kokan şiirleri, Halk Edebiyatı'nda en güzel gurbet şiirleri
olarak anılmasını sağlamıştır. Sanat gücünün de üstün olduğu bu şiirler,
yanık gönüllerden türkü, nağme olup çıkmıştır.
Gurbet elde bir hal geldi başıma
Kadir mevlam nasip eyle sılayı
Koymaz felek koymaz gidem eşime
Kadir mevlam nasip eyle sılayı
Gibi buna benzer birçok şiiri
bestelenerek halk türküleri arasında baş köşede yerini almıştır.
Günüümüzde beğeni ile dinlenen şiirlerinin başında;
Der sümmani yarap gönlüm hoş eyle
Ya sabır ver ya bağrımı taş eyle
Ya bir çift kanat ver ya bir kuş eyle
Tez yetişem dost bağında talan var
Şiiri olmak üzere bir çok şiiri
günümüz sanatçıları tarafından söylenmektedir. Halk aşıkları arasında
sümmani'ye has bir makam olan "Sümmani ağzı" ise halen canlılığını
sürdürmektedir. Aşık edebiyatının en önemli şiir türlerinden ' Destanlar
zamanın önemli olaylarını yansıtması bakımından önemlidir. Tarih
sayfalarına girmeyen önemli olayların aşıklar tarafından gündeme
getirilerek şiirleştirilmesi bu tür olayların gündemden kalkmasını
engellemiştir. Aşıklarında ustalıklarının bu türde daha şairane tarzda
göstermeleri, o ilk heyecanı yansıtmalarını bakımından önemlidir. Mesela
Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, yukarıda da ifadelerini verdiğimiz gibi
Sümmaniyi Tortum depremi için söylediği destanından tanımıştır.
Kaza-ı Tortum'da oldu vukuat
Gören gözler düştü ah u figan
Bin üçyüz dokuzda ettik rivayet
Bunu destan ettik saldık her yana
Yine Sümmaninin Şekerli köyünde
düğün esnasında düğün evinin çökmesiyle yüze yakın kişinin ölümü üzerine
söylediği destanla o olay hakkında geniş malumatımız olmuştur.
Bu bir tevarihtir bu sır aşikar
Bozuldu mutfaklar oldu tarumar
Sümmani bir destan kıldı yadigar
Üçyüz dokuz bu destana yetiştim
Bunların dışında diğer tür destanlarında da Sümmani
gezip gördüğü şehirleri destan haline getirmiş geniş olarak tanıtmıştır.
D
|